Cinsel bilgiler

Döllenmesiz Cinsel İlişki « Genel

Günümüzde evlilik yalnızca üremek amacını gerçekleştirmek için kurulan bir düzen değildir. Bu daha çok karşılıklı sevgiyi göstermenin bir yoludur.

Bugün bile bazı din ve ahlak hocaları, bu şekil cinsel ilişkinin, evliliğin kutsallığını zedelediğini ileri sürmektedir. Fakat nasıl bir uzay roketi, uzayın kutsallığını zedelemezse, üreme amacını gütmeyen cinse! ilişki de evliliğin kutsallığını lekelemez, bu yeni bir doğal bölgenin elde edilmesidir. Böyle saçma tabular yüzünden ne kadar çok kadın ve erkeğin ruhsal bunalım geçirdiklerini yalnızca doktorlar bilir.

İnsanların hayvanlar gibi sınırlı cinsel zamanları yoktur. Onları, cinsel yaşama uyaran ruhsal nedenlerdir. Üremeyi düşünmeden cinsel birleşimde bulunmak çok doğaldır. Bunu yasaklamak doğaya aykırıdır, hatta zararlıdır. Böyle bir yasağa uymak ise hemen hemen olanaksızdır. Birleşimi sadece üremek için bir araç olarak gören çok az aile vardır. Evlenmenin kendisi de sadece üremeye hizmet etmez. Bu, birlikte yasamak isteğinden doğar.

Üremek, evliliğin bir yan belirtisidir. Günümüz insanı, cinsel ilişkide sevginin en yüksek belirtisini görür. Bu arada çocuk sahibi olmayı istemek çok doğaldır ve sevgi ne kadar fazla olursa, o kadar çabuk çocuk sahibi olmak istenebilir.

Adetten Kesilme ve Cinsellik « Genel

Ovulasyon (yumurtlama) ve bunu izleyen adet kanaması kesilince, kadın, artık bir daha döllenemez. Bu, cinsel isteklerin birdenbire kesileceği anlamına gelmez.

Bir kadın, tamamıyla son bulmadan önce adet kanamasının düzensizleştiğini söyleyebilir. Menopoz (adetten kesilme devresinden sonra) 45 ile 52 yaşları arasında başlar.

Menopoz devresini "cinsel yaşamın sonunun başlangıcı" olarak gören kadın, tersine kısa zaman arzularında bir artma duyabilir. Fakat karanlık bir geleceğin düşüncesi kabus gibi üzerine çöktüğü için, bu yaşlardaki kadınlar; çoğunlukla görüldüğü gibi, kompleksler içinde kıvranır, bunlar da cinsel soğukluğa veya büyük ruhsal karışıklıklara götürebilir.

iyimser bir kadın, "her ayki dertlerinden" kurtulduğu, herhangi bir gerileme olmadan cinsel yaşamını sürdürdüğü için mutlu olur. Orta ve daha ileri yaşlarda cinsel yaşamın gerek kadın, gerekse erkek için zararlı olduğu inancı yanlıştır. Aşırıya kaçmayan cinsel yaşam, sadece orta yaşlarda baş gösteren değişime canlılık getirmekle kalmaz, aynı zamanda, genç kalma duygusunu desteklediği ve gündelik işler üzerinde olumlu etkiler yaptığı için, ruhsal avantajlar da sağlar.

Birçok kadın, çalışmayı reddeder; gençliklerini korumak için iyi gıda almaya çalışır, sağlıklı kalmak için en güzel yemekleri yer. Bu gülünçtür. Böylelikle sadece kilo alır ve şeker hastalığına yakalanabilirler; cinsel istekleri azalır ve cinsel bakımdan soğuk duruma gelirler.

Eşinin sevgisini sadece bedensel yollardan ayakta tutmak isteyen kadın, yüzüne hormon kremleri uygulayacak, hormon iğneleriyle çok zaman yitirecektir. Bütün bunları yalnızca genç kalabilmek için yapacaktır. Fakat böylece, istediğinin tam tersi bir sonuca varacaktır.

Bu zaman içinde, yitirdiği gençliğini örtmek için son modaya göre giyinecek, yalnızlığından kurtulmak için toplumda bir yer edinmeye çalışacaktır. Yaşlanmak zorunda olduğunu bilen duyarlı bir kadın, daha gençken birtakım önlemler alır, vücudunun ve yüzünün yitmekte olan güzelliğini olanaklı olduğu kadar korumaya çalışır, kocasına ve kendisine cinsel yaşamı en iyi şekilde yaşatmaya çaba gösterir.

Kadın, kocasının sevgisini yaşlılığında da korumak için elinden geleni yapmalıdır. Kocasının, otuz yaşına geldiği zaman kendisini yirmi yaşındakinden daha fazla sevmesi için çalışmalı; onu kırk yaşına geldiği zaman da, otuz yaşındakinden daha sıcak bağlarla kendisine bağlayabilmelidir. Erkeğin de kadınla birlikte yaşlandığı unutulmamalıdır. Yaşlıca bir erkek, genç bir kadına, kadın genç olduğu için değil, kendi cinsel yaşamını canlandırmak için ilgi duyar.

Sadece sevilmeyi bilen, fakat sevmesini bilmeyen bir kadın, kocasının sevgisini menopozdan çok daha önce yitirir. Cinsel yaşam değişmez bir şey değildir. Cinsel yaşama tekrar canlılık getirmediği için, erkeğe sitem etmek de, aynı şekilde yanlış bir davranıştır. Cicim aylarından sonraki yıllarda akıllı insanlar, birlikte evlilik yaşamına canlılık getirmek için çaba gösterir.

Her ikisi de, ellerindeki kozları ne zaman ve ne şekilde kullanacaklarını bilir. Orta yaşlardan başlamak üzere, yataktaki zevki cinsel ilişkiden ve yatağa girmeden önceki konuşmalarda bulabilmeye çalışmalıdırlar. Okşamalar, cinsel ilişkiyi zorunlu kılmaz. Uzun bir evlilikten sonra erkeğin sevgisi, ruhsal birlikteliğe bağlıdır. Aynı şey, kadın için de söylenebilir.

Aşkın Kokusu « Genel

Birine aşık olmanızda en etkin organınızın hangisi olduğunu düşünürsünüz? Hoşlandığınız kişiyi ayrıntılı bir şekilde süzen gözleriniz mi aşık eder sizi? Yanıtınız ''evet''ise yanılıyorsunuz. Araştırmalara göre aşık olmadaki en etkin organ burun. Das Bild Gazetesi'nde yayımlanan bir haberde, hayatınızın aşkını koklayarak bulabileceğiniz iddia ediliyor.

Bilim adamlarının açıklamaları, burun kemiğinin alt kısmında yer alan bir özel bölümü, terle birlikte salgılanan seks hormonlarını en iyi algılayan organ olarak gösteriyor. Bu organın da insanların %60'ında bulunduğunu söylüyorlar. Bu bölümü ''burun içindeki ikinci burun'' olarak adlandıran uzmanlar, ''Sevgilinizi seçerken genellikle genetik olarak size benzemeyen kişilerin kokusu çekici gelir'' diyorlar.

Bu gerçek, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda değişiyor. Hap kullanan kadınların koku alma duyuları farklılaştığı için, onlar kendilerine genetik yapı olarak benzeyen kişileri eş seçiyorlar. Özellikle koltuk altını koklamak yoluyla yapılan deneylerde, terle salgılanan hormonların kime, ne kadar çekici geleceği ölçülüyor.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy