Cinsel bilgiler

Doğum Sonrası Cinsellik « Genel

Orgazma ulaşamayan birçok kadın, çoğu kez gebeliğin başında zevkin doruğuna varabilir veya ilk doğumdan sonra cinsel soğukluktan kurtulabilir. Bunun nedeni genellikle psikolojiktir. Kadın artık birtakım cinsel engellerin ortadan kalktığını duyumsar; kadın olarak yerini sağlamlaştırmıştır; çocuk sayesinde mutluluk kazanır, kocasına olan sevgisini derinleştirir ve doğum sınavını başarıyla verdiği için, aşırı utanç duygusundan çok şey yitirir.

Vagina genişlemesine karşın ilk doğumdan sonra kadın cinsel yaşamında daha azla tatmin olur. Bu gerçek, kadının sadece bölgesel uyarılmalara bağlı kalmadığını, psikolojik etkilerin çok daha önemli olduğunu kanıtlar.

Doğumlardan sonra perine yırtılması dikilirse, vagina ağzı genişlemez, hatta eskisine göre daha da küçülebilir. Bu dikiş, gerek erkek, gerekse kadın için yararlı olur. Doğumdan sonraki ilk birleşmede erkek, eşine karşı zifaf gecesindeki gibi şefkatli davranması gerektiğini unutmamalıdır. Hiç değilse doğumdan sonraki ilk altı hafta cinde cinsel birleşimden kaçınmak doğru olur. Ya da gebelik sırasında erkeğin gerilimini gidermek için uygulanan dolaylı yöntem seçilmelidir.

Doğum nedeniyle vagina genişleyebilir, fakat buna karşı elden bir şey gelmez. Belirli cinsel pozisyonlarda vaginaya hava girebilir ve birleşim sırasında, kadın bacaklarını kapayınca, mide şişkinliği olduğu zaman çıkan sese benzer birtakım sesler duyulur. Bu, özellikle kadının bacaklarını kaldırdığı pozisyonlarda duyulur.

Eğer bu hoş olmayan ses, zevk duygusunu etkilerse, doktor müdahalesi olanaklıdır. Fakat bu ameliyat, daha fazla çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için doğru değildir, çünkü daha az esnek duruma gelecek perine, doğumu zorlaştırabilir.

Doğumdan sonraki cinsel yaşam konusunda oldukça genel bir sorun da, annenin azalan arzuları ve çocuğun evlilik yaşamına girerek rahatı bozmasıdır. Genç anne, gücünden o kadar fazlasını yeni doğmuş bebeğe harcar ki, günün sonunda kendisi bitkin düşer. Çocuk bir yaşına gelince anne onun uyanıp, birleşme sırasında kendilerini görebileceğinden çekinir. Böylece cinsel sinirlilik gelişebilir.

Çocuk bakımı konusunda deneyimsizliği sonucu, kadın cinsel yaşama karşı kayıtsız duruma gelebilir. Eğer disiplin kuramıyor, çocuğun her istediğini yapıyorsa, çocuk onu sürekli oradan oraya koşturup durur. Çocuğa gereğinden fazla ilgi göstermek ve ev sorunlarının üzerine yüklenmesi, kadının cinsel yaşama kendisini verebilmesi için ne zaman, ne de kuvvet bırakır.

Kadın yatar yatmaz sadece dinlenmeyi ve uyumayı ister. Erkek, eşinin birleşim sırasında uyuduğunu görürse, büyük düş kırıklığına uğrar. Bu düş kırıklığı yeni evli bir kadının, kocası doyuma ulaşır ulaşmaz, ağzı açık horlamaya başladığı için yakınmasına benzer.

Çocuk beş yaşına gelince, ayrı bir yatak odasında uyumalıdır. Onu üç yaşından başlamak üzere buna eğitmek gerekir. Eğer ayrı bir oda varsa, anne-babanın bundan yararlanmayışları akılsızlıktır. Çocuktan çekinmek, anne-babanın gecelerine kompleksler getirebilir; özellikle kadında bu, cinsel soğukluğa kadar gider. Çocuğun yanında cinsel ilişkide bulunmaktan rahatsız olmayan çiftler vardır; fakat bunlar da, çocuğun üzerine çok olumsuz sonuçlar oluşturabileceğini unutmamalıdır.

Çocuk, başka odada yatırılamıyorsa, hiç değilse ayrı bir yatakta yatmalıdır. Anne-babanın yattığı yatak yaylı olursa çocuğun uykusunu etkileyecek gürültü önlenmiş olur.

Başka bir önemli nokta: Yeni anne olmuş kadın, kaba etlerini, özellikle vagina ağzı adalelerini kasarsa, genişlemiş vaginayı ve ağız kısmını daraltabilir ve cinsel yaşama yeni çeşniler getirebilir. Antrenman ile bu kasma olanaklıdır ve erkeğe çok etkili uyarma sağlar.

Erkekte Cinsel İktidar « Genel

Erkeğin cinsel iktidarı, onun sperm yapma yeteneği ile orantılıdır. Bu da vücudun dış görünüşüne, örneğin penisin büyüklüğüne bağlı değildir. Erkek gençken, sperm yapımı aktif durumdayken, özellikle uzun süreli cinsel perhizden sonra, aşırı derecede erkeklik gücüne sahiptir.

Fakat zayıf yönlerini kolay kolay açığa vuramayan erkekler "gecede iki kez" veya "her gece" gibi sözlere karşı çok duyarlıdır.

Bu gibi erkekler, kıskançlık duyguları ile kıvranır. Gururla güçlerini övmelerine karşın gerçekte övündüklerinin yarısı bile olmayan erkekler vardır. Saf bir erkek, böylelerinin sözlerini ciddiye alır ve kendine güvenini yitirir.

Cinsel iktidarın yaş ilerledikçe azalması doğaldır. Öte yandan evlilikten önce ve evliliğin ilk yıllarında erkeğin cinsel iktidarının daha yüksek oluşu da kolayca anlaşılabilir.

Burada T. adındaki cinsel bakımdan iktidarsız bir erkeğin öyküsünü görelim: Bay T 32 yaşındadır ve evlilik öncesi deneyleri vardır. Karısından önce, daha bekarken sadece parayla ilişki kurabileceği kadınlarla birlikte olmuştur. Şöyle demektedir bay T. "İlk deneyimden itibaren, 20 yaşlarımdan 32 yaşımda evleninceye kadar, bir kadınla beraber olduğum her gece bunu 'üç kez yaptım'."

T, gizlice cinsel iktidarından gurur duymaktadır ve 30 yaşına gelinceye kadar iktidarında bir azalma olduğunun ayırdında değildir. Bu, ona büyük bir kendine güven vermiştir ve yorulmak bilmeyişi onu gururlandırmaktadır. Bay T. nişanlısıyla yakın ilişkiler kurmaya başladıktan aşağı yukarı bir yıl kadar sonra evlenir. Bu aşırı iktidarını eşine de göstermek ister. İlk gece "Üç kez rekorunu" elde tutar, ikinci gece de; fakat ikincisinde biraz zorlanır. Üçüncü gece birinci kucaklamadan sonra ikinci kez uyarılamaz, bütün zorlamalara karşın sabahleyin bile bu olanaksızdır.

Bay T.'nin büyük gurur duyduğu rekoru ortadan kalkmıştır. Kendini zorladıkça daha yetersiz duruma gelir. Sürekli denemeleri "gecede bir kez"den üç günde bir keze, sonra haftada bir keze düşer. Çok sevdiği eşinin karşısında küçük düştüğünü düşündükçe mutsuz olur. Artık tamamıyla iktidarsız duruma gelmiştir. Üstelik evliliğinin daha ikinci ayında.

Şimdi bay T.'nin durumunu inceleyelim:

Bay T.'nin gecede üç kezlik rekorunu sürdürmesi, onun yorulmak bilmez gücünden dolayı değildi. Bu rekoru, en az iki hafta ara ile sadece bir gece ilişkide bulunmasına borçluydu. Ayrıca fahişelerle ilişki kurmuştu. Zorunlu cinsel perhiz, böylece sonuç veriyordu. Zorunlu perhiz süresi sonunda, birikmiş enerjisini boşaltan bekar erkeğin normal rekoruydu bu. "Gecede üç kez" dediği zaman arkadaşları bunu uzun süreyle ve her gece olarak kabul etmişlerdi. Aynı yaştaki, yıllardan beri evli arkadaşları belki de onun gücünden iyice etkilenmişlerdir. Onlara göre bay T., tam bir erkekti.

Bay T.'nin ikinci büyük hatası, erkeklik yeteneklerini cinsel ilişki sıklığı olarak görmesiydi. Hiç kuşkusuz ki, evlendikten sonra bir süre hiç bir gece kaçırmadan cinsel ilişkide bulunan erkekler vardır. Fakat kadınla aynı zamanda orgazma ulaşmak, yani kadının da doyuma ulaşması başka şeydir. Erkek sadece kendi zevkini düşünür, kadın ise vücudunu erkeğin arzularına teslim eder.

Bunun sonunda kadın kendisinin savsaklandığını görür, bazı durumlarda cinsel bakımdan soğuk olur ya da kendi kendine doyum yoluna başvurur. Bu çeşit evlilik ilişkileri sağlıklı değildir. Erkek, kadının vücudunu kullanmakla bir çeşit kendi kendini tatmin yapmış olur.
Şimdi bayan T.'ye yönetelim. Bay T. ile olan evlilik öncesi ilişkileri, onun cinsel alandaki ilk deneyleridir.

İlk kezden, daha sonraki eşiyle evleninceye kadar, ortalama ayda bir veya iki kez onunla beraber olmuştur. Evlendikten sonra cinsel ilişki gecede üç kez olmaktadır.

Dördüncü aydan başlamak üzere, bayan T., cinsel ilişkiyi arzulamaya ve bundan zevk almaya başlamıştır. Şöyle söylemektedir bayan T. "Bazen önceki okşamalar bana cinsel ilişkiden daha çok zevk veriyordu. Daha sonra cinsel ilişkinin kendisinden zevk almaya başladım. Fakat ilk Kezinden çok, ikinci kezinde mutlu oluyordum. İkince ve sabaha karşı üçüncü birleşmemizde sanırım orgazma ulaşıyordum. Üçüncü kezinde orgazm olmasam bile, sevişmek beni mutlu ediyordu."

Başka deyimle, bayan T., ilk kezinde orgazm olmamakta, çoğu kez ikinci kezinde, bazen de üçüncü kezinde orgazma ulaşmaktadır. Bay T. birkaç günlük aradan sonra ilk cinsel birleşimlerinde orgazma kısa zamanda ulaşmaktadır.

Bu sırada kadın, zevkin doruk noktasına erişmekte geç kalmaktadır. Büyük geriliminden kurtulduktan sonra bay T., eşini yarım veya bir saat kadar okşamaktadır. Bu okşamalar ara oyunlarıdır. Bayan T. için yeni bir başlangıçtır ve uzunca sürdüğü için de orgazma kadar götürmektedir. Aynı şey sabahleyin üçüncü kez de söz konusudur. Bayan T., sevgilisinden ayrılacağını düşündükçe üçüncü kezinde yeniden alevlenmektedir.

Önemli noktadır bu: Evlilik öncesi ilişkilerinde bayan T.'de, ikinci birleşimde orgazma ulaşma alışkanlığı belirmiştir. Ne yazık ki, evlilikten sonra çift, eski alışkanlıklarına bağlı kalmıştır. Kadının doruğa ulaşabilmesi için erkeğin iki kez boşalması gerekmektedir. Bunun arasında ise uzunca bir sevişme, okşama süresinin (yarım veya bir saat) geçmesi şarttır.

Öte yandan, evlenmeden bir ay kadar öncesinde, düşünülebileceği gibi, bay T., sevgilisini kucaklamakta öyle acele etmektedir ki, birleşimi hazırlayıcı okşamalara, oyunlara birinci kezinde zaman ayırmamaktadır. Sürekli erkeğin yukarda olduğu pozisyonu uygulamakta, ilk birleşimde iki dakikada, ikinci birleşimde üç dakikada orgazm olmaktadır. Mutluluk içinde evlilik öncesi ilişkilerini sürdüren kadın ve erkek, bayan T.'nin aşırı güveni ve cinsel yaşam konusundaki bilgisizliği yüzünden, evlendikten sonra kendilerinin seçtikleri alışkanlıkların kurbanı olmuşlardır.

Bu durumu bayan T. şöyle belirtiyor: "Evlendikten sonra sadece gecede iki kez seviştiğimiz zaman da durumumdan yakınmıyordum. Yalnızca tek bir keze katlanamazdım, kocam bundan sonra beni okşamayı sürdürse bile. Kuşkusuz, birleşimden önce daha fazla okşamasını istiyordum. Fakat okşamalar ne kadar fazla sürerse, onun bu gece birinci kezden sonra devam edemeyeceğinden emin oluyordum.

Onu uyarmaya gayret ediyordum. Fakat zamanı gelince iktidarsız kalıyordu. Daha sonraları, başlangıçtan itibaren onu uyarmaya çalışınca, birinci kezinde bile penisi sertleşmez oldu. Durum gitgide daha kötüleşti, sonunda kocam umutsuz duruma geldi. Onunla seviştiğimiz zaman her şey yolunda. Fakat birleşime geçeceğimiz an gelince, ilişkiyi sürdürmesine olanak kalmıyor. Sertleşme bazen olabiliyor, ama hareket etmeye başlayınca yine kayboluyor."

Gerçek şu ki, bay T., eşi ile ilişkide bulunmaya başladığı zaman, yeni yaşamına daha önce profesyonel kadınlardan edindiği deneyleri aktarmaya kalkmamalıydı. Evliliğinin başlangıcında eski tekniğinden kurtulmaya çalışsaydı, geç kalmamış olacaktı. Eşi ilk birleşimde doyuma ulaşmadığı halde, kendi kendine bu durumun üstesinden gelebilecekti. Kocasının iktidarını olduğundan fazla görmeyecek, onu umutsuzluğa götüreceği yerde, ona dinlenmesi için yeteri kadar süre verecekti.

Bay T., ruhsal yenilginin oluşturduğu iktidarsızlığın kurbanıdır. Bu, rekortmen olduğu inancı ve gururu, cinsel ilişkide yönetici rolün kendisinden gittiğini ayırdedince, kökünden sarsılmıştır.

Bu örnek, erkeklerin cinsel ilişkide çok sık bulunmakla övünmelerinin ne kadar saçma olduğunu gayet iyi göstermektedir. Aynı zamanda daha sonra belirtilecek bir çok soruna ışık tutmaktadır.

Cinsel istekler, erkekte yaşa, kişiliğe ve çevreye, aynı zamanda kadının yaşına, vücut yapısına bağlıdır. Aynı yaratıkta bile zaman zaman ruhsal ve bedensel koşullar değişir. Cinsel yaşam, kadın ile erkek arasında özel bir sorundur. Her ikisinin de doyuma ulaştıkları sürece, haftada bir mi, yoksa üç günde bir mi cinsel ilişkide bulunmaları gerektiği sorununa düşüncelerini yormamaları gerekir. Başkaları bu konuda düşünce yürütmemelidir, çiftler de bunu başkalarıyla tartışmamalıdır. Önemli olan yalnızca her ikisinin birbirine tamamıyla yeterli olmaları ve ruhsal, bedensel yorgunlukların ertesi sabah atılmış olmasıdır.

Ayrıca cinsel ilişkinin ne kadar sık yinelenirse, değerinden o kadar yitirdiğini bilmek önemlidir. Erkek çok sık yinelenen birleşimden doyuma ulaşabilir, fakat kadın buna uyamaz, çünkü birleşimler gitgide zayıflar. Her iki eş, aynı anda zevkin doruğuna ulaşırlarsa, erkek ve kadın bedensel ve ruhsal mutluluğu tadar. Bu nedenle ben, cinsel birleşim sıklığı üzerine yapılmış istatistikleri burada anmaktan kaçınmaktayım. Ortalamanın üstündeki gücü ile övünen veya birleşimi, olanakları ölçüsünde sık yinelemek için kendisine eziyet eden herkes birer aptaldır.

Sertleşme ve Boşalma « Genel

Erkeğin cinsel hareketinin en önemli ön şartı, erkeklik organının (penis) sertleşmesidir. Bu noktada erkek ve kadın birbirlerinden iyice farklılaşırlar. Penis, karnın alt kısmından çıkan ve ucu penisin baş kısmında son bulan bir deri ile örtülüdür. Penisin baş kısmı bir sümüksü tabaka ile kaplıdır ve içinde sayısız sinir uçları bulunur. Penis, damarlardan oluşan süngersi bir yapıya sahiptir, ortasından sidik borusu geçer.

Boşalma sırasında süngersi kısım toplardamar değil, atardamar kanı ile doludur. Onun için penis sertleştiği zaman ısınır ve nabzın atışı burada görülebilir. Böyle bir sertleşme üç etkenden dolayıdır:

1. Doğrudan doğruya penisin baş kısmına ve penisin çevresine yapılacak yumuşak uyarma hareketi beyne iletilir; bunun sonucunda bir refleks hareketi ile kan sünger dokuya akar, penisin sertleşmesini sağlar.

2. Duygusal heyecanlanma sonucu sertleşmede, doğrudan doğruya beyin sertleşme emrini verir. Bu durum yetişme çağındaki erkeklerde bölgesel uyarılmalardan daha çok görülür.

3. Sidik torbasının dolu olmasıyla refleks hareketi şeklinde görülen sertleşmelere sabah erken saatlerde rastlanır.

Cinsel heyecan sırasında sertleşme ile birlikte penisin kök kısmında, sağ ve sol taraflarda bulunan Cowper salgı bezleri kaygan bir sıvıyı -az miktarda saydam, alkalik bir sıvı- sidik borusuna salgılar. Bu sıvı penisin baş kısmını nemlendirir ve böylece penisin vaginaya girmesini kolaylaştırır. Alkalik salgı idrarın akmasıyla asitlenen sidik borusunu nötür hale getirir, böylece de asitlere karşı çok az dayanıklı olan tohum hücrelerinin buradan geçerken zarar görmemesini sağlar.

Salgılama, doğrudan doğruya uyarma, örneğin sertleşme sırasında penise dokunmakla artırılabildiği gibi, daha önce oluşan ruhsal ve cinsel heyecanlar sonucu da ortaya çıkabilir. Kısaca toparlamak gerekirse, sertleşme doğrudan doğruya penisin uyarılmasıyla olabilir; fakat bunun ardından ruhsal heyecan gelmediği sürece salgılama görülmez.

Cinsel alanda bilgisiz erkek bu salgılama olayını yanlış yorumlar, erken boşalma sanır ve bundan dolayı üzüntüye kapılır. Saçma bir şeydir bu. Kadınlar da penisin sertleşmesini cinsel arzuların belirtisi sanmamalıdır. Örneğin çok yorgun ve bitkin düşmüş bir erkek, doğrudan doğruya penisi uyarmakla, onun sertleşmesini sağlayabilir. Fakat Cowper salgı bezlerinin salgısı olmadığı için, cinsel ilişkiye karşı içinde tam bir istek duymaz. Böyle durumlarda penisin kuvvetli uyarılmalarında bile cinsel istek uyanmayacak, tam tersine acı duyulacaktır.

Sertleşme ve kaygan sıvının salgılanması, vaginaya girişi önceden hazırlarlar. Bunun ardından, sürtünmeyle artırılan heyecan son aşamadadır ve bir refleks hareketi ile boşalma olayı oluşur. Bu zorunlu bir reflekstir. Erkek istediği kadar denesin, bunu önleyemez veya yarıda kesemez. Şunu daima anımsamamız gerekir: Artan u-yarılma sonucu boşalma, penisin doğrudan doğruya uyarılmasına değil, daha çok ruhsal uyarılmaya bağlıdır.

Örneğin erkeğin kendi kendini tatmin edişi bunu açıklar. Olağanüstü oranda meni stoku olan bir erkek, seri bölgesel uyarmalarla kendini şiddetle heyecanlandırabilir. Fakat başka bir durumda sadece aşk yaşantılarını akıldan geçirmekle de boşatabilir.

eskort