Cinsel bilgiler

Erkekte Cinsel İktidar « Genel

Erkeğin cinsel iktidarı, onun sperm yapma yeteneği ile orantılıdır. Bu da vücudun dış görünüşüne, örneğin penisin büyüklüğüne bağlı değildir. Erkek gençken, sperm yapımı aktif durumdayken, özellikle uzun süreli cinsel perhizden sonra, aşırı derecede erkeklik gücüne sahiptir.

Fakat zayıf yönlerini kolay kolay açığa vuramayan erkekler "gecede iki kez" veya "her gece" gibi sözlere karşı çok duyarlıdır.

Bu gibi erkekler, kıskançlık duyguları ile kıvranır. Gururla güçlerini övmelerine karşın gerçekte övündüklerinin yarısı bile olmayan erkekler vardır. Saf bir erkek, böylelerinin sözlerini ciddiye alır ve kendine güvenini yitirir.

Cinsel iktidarın yaş ilerledikçe azalması doğaldır. Öte yandan evlilikten önce ve evliliğin ilk yıllarında erkeğin cinsel iktidarının daha yüksek oluşu da kolayca anlaşılabilir.

Burada T. adındaki cinsel bakımdan iktidarsız bir erkeğin öyküsünü görelim: Bay T 32 yaşındadır ve evlilik öncesi deneyleri vardır. Karısından önce, daha bekarken sadece parayla ilişki kurabileceği kadınlarla birlikte olmuştur. Şöyle demektedir bay T. "İlk deneyimden itibaren, 20 yaşlarımdan 32 yaşımda evleninceye kadar, bir kadınla beraber olduğum her gece bunu 'üç kez yaptım'."

T, gizlice cinsel iktidarından gurur duymaktadır ve 30 yaşına gelinceye kadar iktidarında bir azalma olduğunun ayırdında değildir. Bu, ona büyük bir kendine güven vermiştir ve yorulmak bilmeyişi onu gururlandırmaktadır. Bay T. nişanlısıyla yakın ilişkiler kurmaya başladıktan aşağı yukarı bir yıl kadar sonra evlenir. Bu aşırı iktidarını eşine de göstermek ister. İlk gece "Üç kez rekorunu" elde tutar, ikinci gece de; fakat ikincisinde biraz zorlanır. Üçüncü gece birinci kucaklamadan sonra ikinci kez uyarılamaz, bütün zorlamalara karşın sabahleyin bile bu olanaksızdır.

Bay T.'nin büyük gurur duyduğu rekoru ortadan kalkmıştır. Kendini zorladıkça daha yetersiz duruma gelir. Sürekli denemeleri "gecede bir kez"den üç günde bir keze, sonra haftada bir keze düşer. Çok sevdiği eşinin karşısında küçük düştüğünü düşündükçe mutsuz olur. Artık tamamıyla iktidarsız duruma gelmiştir. Üstelik evliliğinin daha ikinci ayında.

Şimdi bay T.'nin durumunu inceleyelim:

Bay T.'nin gecede üç kezlik rekorunu sürdürmesi, onun yorulmak bilmez gücünden dolayı değildi. Bu rekoru, en az iki hafta ara ile sadece bir gece ilişkide bulunmasına borçluydu. Ayrıca fahişelerle ilişki kurmuştu. Zorunlu cinsel perhiz, böylece sonuç veriyordu. Zorunlu perhiz süresi sonunda, birikmiş enerjisini boşaltan bekar erkeğin normal rekoruydu bu. "Gecede üç kez" dediği zaman arkadaşları bunu uzun süreyle ve her gece olarak kabul etmişlerdi. Aynı yaştaki, yıllardan beri evli arkadaşları belki de onun gücünden iyice etkilenmişlerdir. Onlara göre bay T., tam bir erkekti.

Bay T.'nin ikinci büyük hatası, erkeklik yeteneklerini cinsel ilişki sıklığı olarak görmesiydi. Hiç kuşkusuz ki, evlendikten sonra bir süre hiç bir gece kaçırmadan cinsel ilişkide bulunan erkekler vardır. Fakat kadınla aynı zamanda orgazma ulaşmak, yani kadının da doyuma ulaşması başka şeydir. Erkek sadece kendi zevkini düşünür, kadın ise vücudunu erkeğin arzularına teslim eder.

Bunun sonunda kadın kendisinin savsaklandığını görür, bazı durumlarda cinsel bakımdan soğuk olur ya da kendi kendine doyum yoluna başvurur. Bu çeşit evlilik ilişkileri sağlıklı değildir. Erkek, kadının vücudunu kullanmakla bir çeşit kendi kendini tatmin yapmış olur.
Şimdi bayan T.'ye yönetelim. Bay T. ile olan evlilik öncesi ilişkileri, onun cinsel alandaki ilk deneyleridir.

İlk kezden, daha sonraki eşiyle evleninceye kadar, ortalama ayda bir veya iki kez onunla beraber olmuştur. Evlendikten sonra cinsel ilişki gecede üç kez olmaktadır.

Dördüncü aydan başlamak üzere, bayan T., cinsel ilişkiyi arzulamaya ve bundan zevk almaya başlamıştır. Şöyle söylemektedir bayan T. "Bazen önceki okşamalar bana cinsel ilişkiden daha çok zevk veriyordu. Daha sonra cinsel ilişkinin kendisinden zevk almaya başladım. Fakat ilk Kezinden çok, ikinci kezinde mutlu oluyordum. İkince ve sabaha karşı üçüncü birleşmemizde sanırım orgazma ulaşıyordum. Üçüncü kezinde orgazm olmasam bile, sevişmek beni mutlu ediyordu."

Başka deyimle, bayan T., ilk kezinde orgazm olmamakta, çoğu kez ikinci kezinde, bazen de üçüncü kezinde orgazma ulaşmaktadır. Bay T. birkaç günlük aradan sonra ilk cinsel birleşimlerinde orgazma kısa zamanda ulaşmaktadır.

Bu sırada kadın, zevkin doruk noktasına erişmekte geç kalmaktadır. Büyük geriliminden kurtulduktan sonra bay T., eşini yarım veya bir saat kadar okşamaktadır. Bu okşamalar ara oyunlarıdır. Bayan T. için yeni bir başlangıçtır ve uzunca sürdüğü için de orgazma kadar götürmektedir. Aynı şey sabahleyin üçüncü kez de söz konusudur. Bayan T., sevgilisinden ayrılacağını düşündükçe üçüncü kezinde yeniden alevlenmektedir.

Önemli noktadır bu: Evlilik öncesi ilişkilerinde bayan T.'de, ikinci birleşimde orgazma ulaşma alışkanlığı belirmiştir. Ne yazık ki, evlilikten sonra çift, eski alışkanlıklarına bağlı kalmıştır. Kadının doruğa ulaşabilmesi için erkeğin iki kez boşalması gerekmektedir. Bunun arasında ise uzunca bir sevişme, okşama süresinin (yarım veya bir saat) geçmesi şarttır.

Öte yandan, evlenmeden bir ay kadar öncesinde, düşünülebileceği gibi, bay T., sevgilisini kucaklamakta öyle acele etmektedir ki, birleşimi hazırlayıcı okşamalara, oyunlara birinci kezinde zaman ayırmamaktadır. Sürekli erkeğin yukarda olduğu pozisyonu uygulamakta, ilk birleşimde iki dakikada, ikinci birleşimde üç dakikada orgazm olmaktadır. Mutluluk içinde evlilik öncesi ilişkilerini sürdüren kadın ve erkek, bayan T.'nin aşırı güveni ve cinsel yaşam konusundaki bilgisizliği yüzünden, evlendikten sonra kendilerinin seçtikleri alışkanlıkların kurbanı olmuşlardır.

Bu durumu bayan T. şöyle belirtiyor: "Evlendikten sonra sadece gecede iki kez seviştiğimiz zaman da durumumdan yakınmıyordum. Yalnızca tek bir keze katlanamazdım, kocam bundan sonra beni okşamayı sürdürse bile. Kuşkusuz, birleşimden önce daha fazla okşamasını istiyordum. Fakat okşamalar ne kadar fazla sürerse, onun bu gece birinci kezden sonra devam edemeyeceğinden emin oluyordum.

Onu uyarmaya gayret ediyordum. Fakat zamanı gelince iktidarsız kalıyordu. Daha sonraları, başlangıçtan itibaren onu uyarmaya çalışınca, birinci kezinde bile penisi sertleşmez oldu. Durum gitgide daha kötüleşti, sonunda kocam umutsuz duruma geldi. Onunla seviştiğimiz zaman her şey yolunda. Fakat birleşime geçeceğimiz an gelince, ilişkiyi sürdürmesine olanak kalmıyor. Sertleşme bazen olabiliyor, ama hareket etmeye başlayınca yine kayboluyor."

Gerçek şu ki, bay T., eşi ile ilişkide bulunmaya başladığı zaman, yeni yaşamına daha önce profesyonel kadınlardan edindiği deneyleri aktarmaya kalkmamalıydı. Evliliğinin başlangıcında eski tekniğinden kurtulmaya çalışsaydı, geç kalmamış olacaktı. Eşi ilk birleşimde doyuma ulaşmadığı halde, kendi kendine bu durumun üstesinden gelebilecekti. Kocasının iktidarını olduğundan fazla görmeyecek, onu umutsuzluğa götüreceği yerde, ona dinlenmesi için yeteri kadar süre verecekti.

Bay T., ruhsal yenilginin oluşturduğu iktidarsızlığın kurbanıdır. Bu, rekortmen olduğu inancı ve gururu, cinsel ilişkide yönetici rolün kendisinden gittiğini ayırdedince, kökünden sarsılmıştır.

Bu örnek, erkeklerin cinsel ilişkide çok sık bulunmakla övünmelerinin ne kadar saçma olduğunu gayet iyi göstermektedir. Aynı zamanda daha sonra belirtilecek bir çok soruna ışık tutmaktadır.

Cinsel istekler, erkekte yaşa, kişiliğe ve çevreye, aynı zamanda kadının yaşına, vücut yapısına bağlıdır. Aynı yaratıkta bile zaman zaman ruhsal ve bedensel koşullar değişir. Cinsel yaşam, kadın ile erkek arasında özel bir sorundur. Her ikisinin de doyuma ulaştıkları sürece, haftada bir mi, yoksa üç günde bir mi cinsel ilişkide bulunmaları gerektiği sorununa düşüncelerini yormamaları gerekir. Başkaları bu konuda düşünce yürütmemelidir, çiftler de bunu başkalarıyla tartışmamalıdır. Önemli olan yalnızca her ikisinin birbirine tamamıyla yeterli olmaları ve ruhsal, bedensel yorgunlukların ertesi sabah atılmış olmasıdır.

Ayrıca cinsel ilişkinin ne kadar sık yinelenirse, değerinden o kadar yitirdiğini bilmek önemlidir. Erkek çok sık yinelenen birleşimden doyuma ulaşabilir, fakat kadın buna uyamaz, çünkü birleşimler gitgide zayıflar. Her iki eş, aynı anda zevkin doruğuna ulaşırlarsa, erkek ve kadın bedensel ve ruhsal mutluluğu tadar. Bu nedenle ben, cinsel birleşim sıklığı üzerine yapılmış istatistikleri burada anmaktan kaçınmaktayım. Ortalamanın üstündeki gücü ile övünen veya birleşimi, olanakları ölçüsünde sık yinelemek için kendisine eziyet eden herkes birer aptaldır.

Penis « Cinsel Anatomi

Erkeklerin dölleme ve idrar boşaltma organına penis adı verilir.

I) Anatomisi (Yapısı)

Erkek idrar borusu (Ürethra masculina) sidik torbasından çıkar ve prostat içinden geçip (prostat bölümü) urojentiai diyafram denen bir bölmeyi (diyafram bölümü) aşar ve esnek kaslarla çevrilerek (kavernöz-bölüm) son bulur. Penisin asıl gövdesini, uzama ve sertleşme yeteneği olan bu kaslar meydana getirmektedir. İleri doğru uzanan gövde (Korpus penis) bir olukla kesilir ve penisin başı meydana gelir. Penisin gövdesi korona glandise (gövdeyi baştan ayıran çıkıntı) yapışık olan ince ve kaygan bir deri ile kaplanmıştır. Penisin sakin halinde koruyucu bir kılıf görevini yapan bu deri organın hemen hemen tamamını örtmektedir.

«Sünnet derisi» denen bu deri sünnette kesilip alınan kısımdır. Cinsel birleşim halinde ise uzamayı ve sertleşmeyi kolaylaştıran yedek bir kas görevi yapmaktadır Penisin gövdesi esneme ve sertleşme yeteneği olan üç ayrı kastan oluşur. Bu kaslardan ikisi (Korpora Kavernosa penis) organın alt kısmında bulunmaktadır. Onların arasında da yine esnek olan incecik bir boru geçer. Kolayca anlaşılacağı gibi bu boru idrar yolundan başka bir şey değildir (korpus kavernosum urethra). Gövdeyi meydana getiren üç kas oldukça esnek olan bir zarla kuşatılmaktadır.

İdrar borusu ise arkada testislere önde de penisin başına doğru kalınlaşır. Penisin başı alt tarafından geri doğru oyulmuş olup burada esnek kasların uçları tarafından örtülmekte ve korunmaktadır. Urojential diyaframa yuvarlak bir topaç gibi bağlı olan «bulbus», «muskulus bulbokavernosus» adı verilen kaslarla örtülüdür. Bu kaslar cinsel birleşim anında meni fışkırtmaya yararlar.

II) Fizyolojik özellikleri:

Yaptığı işler gerektiği zaman idrar boşaltmayı sağlamak ve cinsel birleşimi gerçekleştirmek (meni fışkırtmak da bunun kapsamına girer), diye ikiye ayrılabilir.

A — İdrar boşaltma işinde yalnızca bir boru görevi yapmaktadır. Penis, bu durumda hiçbir etkinliği olmayan pasif bir organdır.

B — Cinsel birleşim anında önemli fizyolojik değişimlere uğrayan penis, bu işin bir parçası gibidir. Penis olmazsa cinsel birleşim de gerçekleşemez. Bu da iki bölüme ayrılabilir:

— Yöresel uyarı sonucu ortaya çıkan hafif sertleşme.
— Cinsel birleşme isteğiyle ortaya çıkan gerçek sertleşme ve irileşme. Bunun tam anlamıyla gerçekleşmesi apış arasındaki kasların gerilerek sertleşmesine bağlıdır.

Penisin gerilmesi fiziksel ve psikolojik nedenlere dayandığı gibi kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

1) Fiziksel nedenlere dayanan sertleşmelerde, penisin başı ve gövdesi aynı anda uyanırlar.

a) Sürtünme ise başı gövdeden d<aha fazla etkiler. Penis ancak dölyolunun kıvrımları arasında acımaz. Kupkuru bir dölyolunun içindeki sürtünme zevk verici değildir. Kıvrımları düzleşmiş bir döl yolu ise etkisiz kalır.

b) Penis gövdesinin çepeçevre sıkılması en etkili uyarım şeklidir. Elle sıkılarak ya da bacakların arasına sıkıştırılarak cinsel doyuruya erişilebilir. Bu iş dölyolunun alt kısmı tarafından yerine getirildiği zaman ileri derecede zevk vermektedir erkeğe.

c) Emmek: Bu durumda ise yalnızca penis başı ve ön kısmı sıkılmaktadır. (Dişler ve dudaklar)

d) Bunlardan başka kişinin karakterine bağlı olarak değişen türlü fiziksel uyanlar vardır.

2) Psikolojik nedenlere dayanan gerilimler: Düşünce yolu ile, erotik hayaller kurarak, baştan çıkartıcı sahneleri göz önüne getirerek sağlanan gerilim aynı zamanda fiziksel uyarı sağlar. Bu gerilim kendiliğinden çözülmez; fakat eğer erkekte cinsel birleşim için psikolojik bir hazırlık yoksa kadının bütün çabaları boşa gidecektir.

3) Penisin kendiliğinden sertleşmesi : Bu bir takım fizyolojik etkenler sonucu ortaya çıkar. Hazımsızlıktan dolayı (belden aşağıda bulunan organların kan toplaması) olabilir Uzun süre oturarak yolculuk yapanların penisleri kendiliğinden sertleşir. (Sarsıntı sonucu) Bir de sabahlan uyanırken penisin sertleşmiş olduğu görülmektedir. İdrar torbasının dolması ile ilgisi olmaksızın.

III) Görevleri (fonksiyonel anlamı):

Erkeğin cinsel yaşamını yöneten tek organ penistir. Erkeklerin kadınlarınki gibi karmaşık bir cinsel anatomisi yoktur. Penisin doğal fonksiyonları ancak cinsel birleşimde ortaya çıkarlar. Erkek çocuk cinsel amaçla ergenlikten başlayarak yaşlanıncaya d?k yararlanır penisinden. Cinsel haz duyma ve dölleme gücünü yitirmemiş olan bir çok ihtiyar vardır. Fakat bunlar da cinsel doygunluğa erişmek için ergenliğe yeni ulaşmış gençler gibi oldukça güçlük çekerler.

Penis cinsel uyarı sırasında oldukça sertleşir, hele orgazm anında bu sertleşme en şiddetli halini alır fakat şiddetiyle oranlı olarak da çok kısa sürer. Biricik cinsel organ olan penisin yitirilmesi korkunç üzüntülere yol açmaktadır. İlkel topluluklarda örtülen tek organ penisti. Erkeğin yaratılışında cinsel organını gizleme eğilimi olmakla birlikte, bunun kıskançlıklar ve fekabet sonucu doğan hadım edilme korkusundan ileri geldiği bilinmektedir. Çünkü eskiden zina ve ırza geçme suçları için uygulanan en geçerli ceza hadım edilmekti. Kuzey Afrika'da erkeklerin kıskançlık ve rekabet yüzünden birbirlerini hadım etmeleri binlerce yıldan beri süregelen kötü bir gelenektir. Eski Mısırlılar da düşmanlarını öldürdükten sonra cinsel organlarını ve sağ ellerini keserlerdi.

Anlayışlardaki değişiklik ve uygarlaşma sonucu insanlar bu gibi konularda kendi işlerini kendileri görmektense kanunî yollara başvurmayı tercih etmeye başladılar.

Bazı sinir hastaları kadının döl organı karşısında hadım edilme korkusuna ya da ölüm korkusuna benzeyen bir korku duyarlar. Penislerinin kendilerine yabancı olan kadının döl organı tarafından yutulabilme düşüncesi onlarda panik ve korku doğurur. Erkeğin cinsel birleşimden «zevk alması içir penisine dölyolu tarafından «istekle sahip çıkıldığını» duyması gerekir. Döl yolu güçlü bir kavrayıcıdır. Bu verme ve alma işlemi her iki taraf da orgazma ulaşana dek sürmelidir.



1.Prostat 2.Kılcal damarlar 3.Esnek kaslar 4.Penis başı 5.îdrar borusu 6.Sünnet derisi

Kadında Cinsel Rüyalar « Genel

Cinsel rüyalarla oluşan boşalmaya, erkekte düş azması adı verilir. Cinsel rüyalar sonucu kadında oluşan orgazmın adı yoktur. Onun için birçok erkek, bu belirtinin kadınlarda olmadığını sanır ve kadınlar da kendilerinin anormal olduklarına inanır. Kadınlarda erkeğe göre çok daha az rastlansa bile, cinsel rüyalar sonucu oluşan orgazma anormal sıfatını vermek, çok erken bir yargıdır.

Nasıl erkek boşalma olmadan da cinsel rüyalar görürse, kadınlar da iç ve dış uyarılar sonucu cinsel rüyalar görebilir. Kinsey, rüya gören kadınların %90'ının rüyalarında karşı cinsi gördüklerini söylemektedir. Bu %90'ın üçte biri cinsel ilişkiyi, öteki üçte biri pettingi ve geri kalan üçte biri ise karşı cinsle bedensel temas olmadan seviştiğini rüyalarında görmektedir. Bu, erkeklerin karşı cinsle bedensel ilişki daima var olan cinsel rüyalarına tam anlamıyla zıttır.

Demek ki kadınların cinsel rüyalarının nedeni başkadır. Bazı kadınlar autoerotizmden sonra, bazıları petting veya cinsel ilişkiden sonra, geri kalan çok az oran ise lezbiyen ilişkilerden sonra cinsel rüyalar görür. Erkeklerde cinsel karakterde rüya görme oranı hemen hemen %100'dür; buna karşılık bu oran kadınlarda %70'dir.

Erkeklerdeki cinsel rüyaları hemen daima boşalma izler. Oysa ki cinsel rüyalar gören kadınların ancak % 30'u bunun sonunda orgazma ulaşır. Rüyanın konusu ne kadar çok bedensel temas veya cinsel birleşim olursa, kadın o kadar kolay orgazma varır.

Bu durum yaş ilerledikçe artar. İstatistikler, % 40'dan daha az oranda, kadınların orgazma ulaştıklarını söylemektedir. Genç kızlarda ve evlenmiş kadınlarda bu çok daha az görülür. Kadın cinsel rüyada, erkeğe göre daha az orgazm olur. Bu hiç değilse yılda dört veya beş keredir. Orgazmı cinsel uyarılma doğurduğu için, rüyada oluştuğu zaman da kaygan sıvı salgılanması olur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy